Ben Tek Siz Hepiniz!
“masanın başında sen anlat, etrafında kim varsa fikir versin!
İster tek bir fotoğrafınız olsun, isterseniz portfolyonuz; ister aklınızdaki projeler, isterseniz projelerinize ilham veren farklı görseller... Ka’da her ay gerçekleşecek bir günlük açık masada işlerini paylaşmak ve fikir almak isteyenlerle buluşuyoruz.
Segâh Sak
Home – Too Far, Close Enough
28 Şubat 2026
Cumartesi 17.00
ücretsiz ve herkese açık
Bu bir portfolyo değerlendirme; ancak karşıda bir otorite yok; zamanını ayıran, dinlemeye hazır olanlarla açık bir karşılaşma. Değerlendiricilerin izleyicilerden oluştuğu, farklı fikirlere ve sürprizlere açık bir buluşma. Bir işin resmi olarak izleyiciyle buluşmadan önceki duraklarından birisi olarak kabul edebileceğimiz bu toplantılara işlerini, fikirlerini, üretimle ilgili problemlerini sunmak ve fikir almak isteyen herkes başvurabilir.
Bu, Ka’dan süresiz bir açık çağrıdır. Paylaşmak isteyenler formu doldurarak, karşılıklı uygun bir tarihte “Ben tek siz hepiniz!” diyebilirler.


28 Şubat 2026, Cumartesi, 17.00-18.00
Segah Sak - Home – Too Far, Close Enough
Fotoğrafı dünya ile ilişkilenmenin bir yolu olarak görüyorum. Bu proje, 2012-2025 yılları arasında aralıklarla Londra’da çektiğim bir seri fotoğraftan oluşuyor. Fotoğraflara, birkaç görsel ve yazınsal iş eşlik ediyor.
Londra’da hiç yaşamadım. 2012 yılında ilk kez gittiğimde, şehri son kez gördüğüme inanıyordum. Buralardan oralara sıkça gidemiyorduk ve neden bir yerlere gidebileceğim zaman aynı yere ikinci kez gidecektim ki? O günden sonra Londra’ya çok kez gittim. Başkalarının kenti, yaşadıklarım ve çektiğim fotoğraflarla zihnimde kendime bir yuva inşa ettim. Fazla uzak, yeterince yakın.
Şimdi, her gittiğimde tekrar oraya döneceğime inanıyorum. Ankara’daki evimden çıkarken bile daha fazla endişeli oluyorum; “ya geri dönemezsem”, “ya ütünün fişini çekmediysem” diye... Londra’ya geri dönmeme ihtimali ille de bir felakete tekabül etmiyor ve Londra’da hiç ütüm olmadı. Belki de o yüzden, onda güvende hissediyorum. Tepem attı mı Londra’ya kaçasım geliyor. (Kaçamıyorum.) Kapısından girdim mi yüzüme bir gülümseme çöküyor. Kimseden çekinmiyorum. İstediğim yerin kapısından giriveriyorum. İstemezsem kimselere görünmüyorum. Eh, nitekim yuva da böyle bir şey değil mi?
Bu kentte çok sayıda ve çeşitli fotoğraf çekmeseydim, onu kendim için bir yuva olarak tanımlar mıydım, bilmiyorum. Bu seri ile bir yandan kenti sorguluyorum, bir yandan yuvayı. Bir yandan kendimi görüyorum, bir yandan dünyayı. Bir yandan en ben oluyorum, bir yandan bambaşka birileri. Bu yolculukta bana eşlik (ve biraz da tahammül) etmeye, fotoğraf, kent ve yuva üzerine düşünmeye, fikir paylaşmaya gönlü olanları buluşmaya davet ediyorum.
Segâh Sak
(1982, Balıkesir, Türkiye)
Segâh Sak, insan ve yer üzerine pek dertlenen interdisipliner bir araştırmacı ve eğitimcidir. Akademik olarak mimarlık, kent, bellek, psikoloji, felsefe, medya, cinsiyet alanlarının çeşitli kesişimlerinde dolanır. Ama aslen araştırma, onun için, her şeyden çok merakla bakarak, dikkatle dinleyerek, hevesle dokunarak ve aşırı düşünerek gerçekleştirdiği günlük, yaratıcı bir eylemdir. Fotoğraf çekmek de bunun bir parçasıdır; Segah, fotoğrafı, dünya ile ilişkilenmenin, onu araştırmanın, ona dair hikayeleri anlayıp yenilerini kurgulamanın bir yolu, dolayısıyla büyük bir macera olarak görmektedir.


