Ben Tek Siz Hepiniz!
“masanın başında sen anlat, etrafında kim varsa fikir versin!
İster tek bir fotoğrafınız olsun, isterseniz portfolyonuz; ister aklınızdaki projeler, isterseniz projelerinize ilham veren farklı görseller... Ka’da her ay gerçekleşecek bir günlük açık masada işlerini paylaşmak ve fikir almak isteyenlerle buluşuyoruz.
Kaan Uslu
28 Mart 2026
Cumartesi 17.00
ücretsiz ve herkese açık
Bu bir portfolyo değerlendirme; ancak karşıda bir otorite yok; zamanını ayıran, dinlemeye hazır olanlarla açık bir karşılaşma. Değerlendiricilerin izleyicilerden oluştuğu, farklı fikirlere ve sürprizlere açık bir buluşma. Bir işin resmi olarak izleyiciyle buluşmadan önceki duraklarından birisi olarak kabul edebileceğimiz bu toplantılara işlerini, fikirlerini, üretimle ilgili problemlerini sunmak ve fikir almak isteyen herkes başvurabilir.
Bu, Ka’dan süresiz bir açık çağrıdır. Paylaşmak isteyenler formu doldurarak, karşılıklı uygun bir tarihte “Ben tek siz hepiniz!” diyebilirler.


Kaan Uslu
28 Mart 2026, Cumartesi 17.00
Bu fotoğraflar, tarihsel yapıların zaman içinde geçirdiği dönüşümleri ele alan bir fotoğraf pratiğinin parçasıdır. Çalışma, özellikle mimari form ile işlev arasındaki değişime ve bu süreçte insan müdahalesinin yarattığı izlere odaklanır.
Antik yapılara ait taş bloklar, sütunlar ve duvar yüzeyleri günümüzde farklı bağlamlar içinde varlığını sürdürmektedir. Restorasyon uygulamaları, teknik müdahaleler, yeniden kullanım pratikleri ve gündelik ihtiyaçlar bu yapıların fiziksel dokusuna yeni katmanlar ekler. Elektrik tesisatları, metal elemanlar, modern inşaat araçları ya da yapısal eklemeler bu katmanların görünür örnekleridir.
Fotoğraflar, bu müdahalelerin oluşturduğu zamansal çakışmayı belgelemeyi amaçlar. Antik mimari öğeler ile çağdaş kullanım izlerinin aynı yüzey üzerinde bulunması, yapıların sabit bir geçmişe ait olmadığını; aksine sürekli değişen bir tarihsel süreç içinde var olduklarını gösterir.
Bu seri, tarihsel dokunun korunması, dönüşümü ve gündelik kullanım arasındaki gerilimi görünür kılmayı hedefler.



28 Şubat 2026, Cumartesi, 17.00-18.00 | Segah Sak - Home – Too Far, Close Enough Fotoğrafı dünya ile ilişkilenmenin bir yolu olarak görüyorum. Bu proje, 2012-2025 yılları arasında aralıklarla Londra’da çektiğim bir seri fotoğraftan oluşuyor. Fotoğraflara, birkaç görsel ve yazınsal iş eşlik ediyor. Londra’da hiç yaşamadım. 2012 yılında ilk kez gittiğimde, şehri son kez gördüğüme inanıyordum. Buralardan oralara sıkça gidemiyorduk ve neden bir yerlere gidebileceğim zaman aynı yere ikinci kez gidecektim ki? O günden sonra Londra’ya çok kez gittim. Başkalarının kenti, yaşadıklarım ve çektiğim fotoğraflarla zihnimde kendime bir yuva inşa ettim. Fazla uzak, yeterince yakın. Şimdi, her gittiğimde tekrar oraya döneceğime inanıyorum. Ankara’daki evimden çıkarken bile daha fazla endişeli oluyorum; “ya geri dönemezsem”, “ya ütünün fişini çekmediysem” diye... Londra’ya geri dönmeme ihtimali ille de bir felakete tekabül etmiyor ve Londra’da hiç ütüm olmadı. Belki de o yüzden, onda güvende hissediyorum. Tepem attı mı Londra’ya kaçasım geliyor. (Kaçamıyorum.) Kapısından girdim mi yüzüme bir gülümseme çöküyor. Kimseden çekinmiyorum. İstediğim yerin kapısından giriveriyorum. İstemezsem kimselere görünmüyorum. Eh, nitekim yuva da böyle bir şey değil mi? Bu kentte çok sayıda ve çeşitli fotoğraf çekmeseydim, onu kendim için bir yuva olarak tanımlar mıydım, bilmiyorum. Bu seri ile bir yandan kenti sorguluyorum, bir yandan yuvayı. Bir yandan kendimi görüyorum, bir yandan dünyayı. Bir yandan en ben oluyorum, bir yandan bambaşka birileri. Bu yolculukta bana eşlik (ve biraz da tahammül) etmeye, fotoğraf, kent ve yuva üzerine düşünmeye, fikir paylaşmaya gönlü olanları buluşmaya davet ediyorum. - Segâh Sak Segâh Sak (1982, Balıkesir, Türkiye) Segâh Sak, insan ve yer üzerine pek dertlenen interdisipliner bir araştırmacı ve eğitimcidir. Akademik olarak mimarlık, kent, bellek, psikoloji, felsefe, medya, cinsiyet alanlarının çeşitli kesişimlerinde dolanır. Ama aslen araştırma, onun için, her şeyden çok merakla bakarak, dikkatle dinleyerek, hevesle dokunarak ve aşırı düşünerek gerçekleştirdiği günlük, yaratıcı bir eylemdir. Fotoğraf çekmek de bunun bir parçasıdır; Segah, fotoğrafı, dünya ile ilişkilenmenin, onu araştırmanın, ona dair hikayeleri anlayıp yenilerini kurgulamanın bir yolu, dolayısıyla büyük bir macera olarak görmektedir.
20 Aralık 2025, Cumartesi, 17.00-18.00 | Aybüke Demir - Beyaz Delik Benim için fotoğraf, yalnızca gördüklerimin bir kaydı değil; arzularım ve korkularıma temas etmenin bir yolu. Beyaz Delik serisi, hem içe hem dışa bakan, parçalanmış bir bütünün izini süren ve kendisiyle yüzleşmeye çalışan insan ruhunun görsel bir güncesidir. Bu görüntüler, bir sarkacın salınımı gibi hareket eder: bir ucu cesaretle değişime uzanırken, diğer ucu korkunun karanlığına dokunur. Beyaz Delik, bu salınıma yakından bakma cesaretiyle ve varlığımı yeniden şekillendirme arzusu ile ortaya çıktı. Bu arayışta, yalnızca kendimle olabildiğim, kendimi yeniden var edebildiğim kuytuların ve sığınakların izini sürüyorum. Fotoğraflarımda beden ve doğa; kendi biçimlerinin ötesine geçerek, içsel yolculuğumun taşıyıcı kanatlarına dönüşüyor. Deniz ve boşluk, varoluşun bütünlüğünü; karanlık ise parçalanmış ruh hâllerini yansıtıyor. Bu seriyle izleyiciyi, bütünlük duygusunun dağıldığı ama yeniden inşa edilebileceği içsel bir yolculuğa davet ediyorum. - Aybüke Demir